16 Eki

Şantiyede Çalışan Kadın Mühendislerin Yaşadığı Zorluklar Nelerdir?

EĞİTİM

Şantiyede Çalışan Kadın Mühendislerin Yaşadığı Zorluklar Nelerdir?

Şantiyede çalışmanın zorluklarını farklı yönleriyle yaşayan kadın mühendislerin sorunları sektörün algılanışı açısından da önemli noktalara işaret ediyor.

kadin inşaat muhendisi

İnşaat sektöründe çalışan kadın mühendislerin pek çoğunun şantiyedeki iş yaşamları oldukça güçtür. Herhangi bir plaza ya da ofiste çalışan kadınlardan farklı olarak ağır ve zorlu bir iş yükünün hakim olduğu şantiyelerde her şeyden önce minimum konfor alanına sahipler. Ancak, konfordan çok daha önemli olan ve sektörün ilerleyişinde de rol oynayabilecek sorunlarla karşılaşıyorlar.

İnşaat Sektöründe Hakim Olan “Er”il Perspektif

Sadece ülkemizde değil, dünyanın birçok başka ülkesinde de belli meslek sınıflarının belirli bir cinsiyet ekseninde döndüğü düşüncesi yaygındır. Daha çok erkeklerin baskın olduğu meslek grupları bulunduğu alanlardan bazılarına askerlik, bilim, bilişim, IT alanları ve daha birçokları örnek gösterilebilir.

Mühendislik alanında da benzer bir yargının oluştuğunu söylemek mümkün. Özellikle inşaat mühendisliği ve şantiyelerden bahsedildiği zaman bugün sadece iş sahalarında değil, okullardan itibaren kadınların azınlıkta olduğu gözlemlenebilir. Oysa kadınlar da bu sektörde eğitimli iş gücüne sahip bulunuyor ve kadın mühendis olmak ile erkek mühendis olmak arasında profesyonellik bazında bir farklılık bulunmuyor.

Ancak yaygın ve ne yazık ki baskın olan perspektif kadınlar için sektörde iş yükünün yanı sıra bazı ön yargılarla da boğuşmayı beraberinde getiriyor. Türkiye’de de bazı girişimlerde bulunulması ve tüm çalışma hayatında kadınlara daha fazla yer açılması için bazı farkındalık adımları atılmasına rağmen dünyada bu konudaki bilinçlenme çok daha öncelere dayanıyor. Örneğin, Amerika’da 1920ler’den beri Kadın Mimar Örgütlenmesi bulunuyor.

Toplumsal Olarak Kabul Edilmiş Görevler

Sadece sektör bazında değil toplumsal olarak da kadın için belirlenmiş ve kabul edilmiş bazı görevler bulunuyor. Kadın mühendislerin sorunları arasında “çocuk doğurmak”, “çocuk bakımı”, “ev işleri” gibi görevlerle kuşatılmış olmak da yer alıyor.

Aslında aile kurmak gibi basit ve toplumların da temelini oluşturan yapı taşlarının bireylerin yaşamlarını idame ettirmek için yaptıkları işlerde engel olmaması için yapılabilecek düzenlemeler mevcut bulunuyor. Bu durum hem kadın hem de erkek bireyler için geçerliliğini koruyor. Ancak, kadın mühendisler bu konudaki noksanlıklar yüzünden daha fazla mağduriyet yaşayabiliyor.

Çok yoğun bir çalışma takvimi gerektiren inşaat sektöründe şantiyede olmak neredeyse 7/24 çalışmayı gerektiriyor. Bu derece yoğun ve yorucu bir çalışma temposu hamile bir kadın için pek de sağlıklı olmuyor. Bu noktada birey kadın inşaat mühendisi olmak ve anne olmak arasında bir seçim yapmak noktasına gelebiliyor.

Çocuk bakımı için de durum pek farklı değil. Farklı projeler için bir şehirden başka bir şehre gitmek zorunda olan, gittiği şehirde de bir süre kalması gereken kadın mühendislerin çocuklarının bakımı konusunda kaygı yaşamaları, bu konuda çalışma ve aile hayatı arasında bir seçim yapmak zorunda kalmaları olası bir durum haline gelebiliyor.

İNŞAAT HESABINI ÜCRETSİZ OLARAK DENEMEK İSTER MİSİNİZ?

Sayıca Azınlık Olarak Kalmak

Başta da söylediğimiz gibi, bazı mesleklerin bazı cinsiyetlerle neredeyse tümden özdeşlemiş olmasına inşaat mühendisliği de dahil. Bu alanda erkeklerin çoğunlukta olması daha üniversite yıllarından itibaren açıkça kendini gösteriyor.

Demografik bir ayrımın bu denli belirgin olmasının çalışma ortamına olan etkisi dışında, hala birçok insan için “kimler inşaat mühendisi olabilir” sorusunun cevabı için oluşan profiller yalnızca erkeklerden oluşuyor. Bu durum şantiye ortamında bir kadın oluşunun varlığına ne kadar uzak bakıldığının da bir göstergesi oluyor.

Bu ön kabuller doğrultusunda şantiye ortamında kadınların sayıca azınlıkta olması da çalışma yaşamına etki eden faktörlerden biri haline geliyor. Karşı cinslerinin sayıca üstün olması yüzünden çalışma ortamının da buna göre şekillendiği açık bir gerçek. Gerek iş ortamındaki sosyal ilişkiler gerekse iş birliği yapmaktaki alışkanlıklar ve yöntemler bir cinsiyetin davranışlarına göre belirlenebiliyor. Bu durum sonucunda da kadın inşaat mühendislerierkeksi(maskülen) tavırların hakim olduğu bir ortamda çalışıyor ve bu da işin zorluklarından biri haline geliyor.

Eğitim ve Donanımın Cinsiyet Bazlı Ölçümlenmesi

Günlük hayatta bile kadınların evin içindeki teknik ya da mekanik işlerden uzak kaldığı bir gerçektir. Örneğin, bir ampul takmak, conta değiştirmek, vida sıkmak gibi basit işlerin büyük bir çoğunlukla erkek eliyle halledildiği gözlemlenir.

Tıpkı, bu gündelik alanlarda olduğu gibi şantiyedeki çalışma alanında da kadın inşaat mühendisi olmak erkek inşaat mühendisleri kadar yetenek ve kabiliyete sahip olmamak gibi bir ön yargıya maruz kalabiliyor.

Alınan eğitim, kazanılan başarı ve işinde yetkin olduğunu kanıtlamanın yolları aynı olsa da toplumsal ve kökleşmiş ön yargılar yüzünden kadın inşaat mühendisleri yetersiz görülebiliyor. Bu durum da çalışma hayatına kadın mühendislerin kendilerini kanıtlamak, ortama entegre olmak için daha fazla çaba harcaması zorunluluğunu doğurabiliyor.

Tüm bu zorluklar bakış açılarında fark yaratacak eğitim, sektör içinde kadın ya da erkek tüm çalışanların birbirine destek olabileceği platform, dernek gibi oluşumlar ile çözülebilir. Yeni düzenlemeler getirilerek çalışma ortamlarının ve şartlarının iyileşmesi sağlanabilir. Nitekim gün geçtikçe artan eğitim seviyesi, teknolojinin gelişmesiyle belli açılardan silinmeye başlayan cinsiyetçilik sayesinde kadın mimar ve kadın inşaat mühendislerinin sayısı da gün geçtikçe artmaktadır.

BU YAZILARIMIZDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Şaft Boşluğu Ne İ… 16/10/2018 Çatı Akıttığınd… 16/10/2018