25 Eyl

Vekalet Sözleşmesi İle İnşaat Hukuku Arasındaki İlinti Nedir?

HUKUK, YÖNETMELİK

VEKALET SÖZLEŞMESİ İLE İNŞAAT HUKUKU ARASINDAKİ İLİNTİ NEDİR?

Vekalet sözleşmesi, Borçlar Kanununun 502. Maddesinin birinci fıkrasında “Vekalet sözleşmesi vekilin vekalet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Fakat bu tanım vekalet sözleşmesinin niteliklerini tam olarak yansıtmamakta ve vekalet sözleşmesini eser sözleşmesi, hizmet sözleşmesi gibi diğer iş görme sözleşmelerinden ayırt etmekte yeterli olmamaktadır. Bu nedenle bizim de vekalet sözleşmesinin kendine özgü özelliklerini daha iyi yansıttığı kanaatinde olduğumuz “Vekalet öyle bir akittir ki vekile müvekkilin menfaatine ve iradesine uygun bir sonuca yönelen bir iş görmeyi bir zaman kaydına tabi olmaksızın ve nispeten bağımsız olarak yapma borcunu, sonucun elde edilmemesi rizikosu ona ait olmamak üzere yükler” şeklinde bir tanım yapılmıştır.
Vekalet sözleşmesi birçok farklı şekilde karşımıza çıkabilmektedir. Bir davanın takibi için bir avukat ile anlaşılması, marka vekili ile bir marka başvurusunun yapılması için anlaşılması, mali müşavirin bir tacirin defterlerini tutması, bir malvarlığının idaresi için anlaşma yapılması, tedavi amacıyla bir hekime başvurulması gibi hallerde taraflar arasında bir vekalet sözleşmesi kurulmuş olmaktadır. Aynı şekilde, bir inşaat sözleşmesinde, SÖZLEŞME DIŞI İMALATLAR için vekaletsiz işgörme hükümlerine gidilmektedir. Yargıtay’ın istikrarlı içtihadı bu yönde gelişmiştir. (Ayrıntılı bilgi için yanda numarasını verilen ilgili içtihatları okuyunuz: 15. HD. 2014/3192 E. 2015/1568 K. ; 15. HD. 2014/6677 E., 2015/5259 K.)
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 503. Maddesi vekalet sözleşmesinin kurulmasını düzenlemekte olup “Kendisine bir işin görülmesi önerilen kişi bu işi görme konusunda resmi sıfata sahipse veya işin yapılması mesleğinin gereği ise ya da bu işleri kabul edeceğini duyurmuşsa, bu öneri onun tarafından hemen reddedilmedikçe vekalet sözleşmesi kurulmuş sayılır.” hükmünü taşımaktadır. Buna göre vekalet sözleşmesi, her rızai sözleşme gibi vekalet veren ile vekilin birbirine uyumlu karşılıklı irade beyanları ile kurulacaktır. TBK’ nın 503. Maddesi her ne kadar örtülü kabulden bahsetmemiş olsa da tarafların irade beyanlarının TBK (Türk Borçlar Kanunu) md. 6 gereği açık ya da örtülü olması mümkündür.

İNŞAAT HESABINI ÜCRETSİZ OLARAK DENEMEK İSTER MİSİNİZ?

Bu durumda öneren açık bir kabul beklemek zorunda değilse (örneğin, avukatlara sunulan vekalet teklifi için, avukat derhal bir ret beyanında bulunmazsa sözleşme kurulmuş sayılır) öneri makul bir sürede reddedilmediği takdirse sözleşme kurulmuş sayılacaktır. Yine vekalet verenin kendi menfaatine bir işin ya da hizmetin görüldüğünün farkında olması ve buna ses çıkarmaması yahut görülen işin sonuçlarından yararlanması ve karşılığında ücret ödemesi gibi eylemlerde bulunması da örtülü kabulün mevcut olduğu şeklinde değerlendirilecektir. Fakat bundan farklı olarak kanunun 503. Maddesinde kendisine bir işin görülmesi önerilen kişinin iş görme konusunda resmi sıfata sahip olması veya işin yapılmasının mesleğinin gereği olması ya da bu işleri kabul edeceğini duyurmuş olması halinde bu kişiye yapılan öneri onun tarafından hemen reddedilmedikçe sözleşmenin kurulmuş olacağı düzenlenmiştir. Bu madde Borçlar Kanunun 6. Maddesinin özel bir görünümüdür. Zira 6. Maddede “Öneren, kanun veya işin özelliği ya da durumun gereği açık bir kabulü beklemek zorunda değilse, öneri uygun bir sürede reddedilmediği takdirde sözleşme kurulmuş sayılır” denilirken 503. Maddede sözleşmenin öneri “HEMEN” reddedilmediği takdirde kurulacağı düzenlenmiştir. Ancak buradaki hemen kavramı lafzi olarak değil somut olayın şartlarına göre değerlendirmeli, işin niteliğine ve içeriğine göre vekile öneriyi değerlendirmesi için makul bir zaman tanınmalıdır.
Türk Borçlar Kanununun 12. Maddesi ile “Sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir” denilerek bir genel kurala yer verilmiş ve bu genel kural ile sözleşmelerde esas olanın şekil serbestisi olduğu hüküm altına alınmıştır.
Vekalet sözleşmesinin karakteristiği bakımından en önemli ayrımın şu olduğu söylenebilir: Vekalet sözleşmesinde vekil, İŞ SONUCUNU GARANTİ EDEMEZ. Halbuki eser sözleşmesinde yüklenici, pekala iş sonucunu garanti ederek işe girişir. O sebeple, doktor ile hasta arasında kurulan sözleşme, işin sonucu için bir “garanti” verilemeyeceği için vekalet sözleşmesidir. Zira, hiçbir hekim, biyolojik ve tıbbi komplikasyon olasılığına gebe bir tedavi süreci için “edim sonucu taahhüdünde” istese dahi bulunamaz. Fakat örneğin: Bir inşaat sözleşmesinde (eser sözleşmesi), yüklenici (müteahhit) edim sonucunu üstlenir ve sonucu taahhüt eder. Bu sebeple, inşaat sözleşmelerinin tabiatı vekalet sözleşmesi için uygun değildir.
Ancak müteahhit, başka bir yazıda anlatacağımız üzere, şartları oluştuğunda “fazla imalat” için vekaletsiz iş görme hükümlerine dayanarak bir alacak talebinde bulunabilir.

İnşaat Hukukunda Ge… 25/09/2019 Türk Hukukunda İnş… 25/09/2019