Borcun devri ya da üstlenilmesi iki şekilde olur: Borcun iç üstlenilmesi ve borcun dış üstlenilmesi. Kanunda, bu iki üstlenme şekli ayrı ayrı düzenlenmiş olup, hüküm ve sonuçları da farklı farklı hükme bağlanmıştır. Buna göre borcun üstlenilmesi aşağıdaki gibi bir ayrıma tabi tutularak incelenir.

İçindekiler

  1. Borcun İç Üstlenilmesi
  2. Borcun Dış Üstlenilmesi

1.Borcun İç Üstlenilmesi

Bu üstlenme türünde, mevcut bir borç ilişkisinin borçlusu ile bu borcu üstlenmeye karar vermiş (rızası olan) üçüncü bir kişi arasında bir iç üstlenme sözleşmesi kurulur. Bu sözleşmenin yazılı olması konusunda bir zorunluluk yoktur. Yani kanun koyucu bu alana bir şekil serbestisi tanımıştır. Borcun iç üstlenilmesinde, asıl borçluyu borcundan kurtarma durumu söz konusudur. Borçlu kişi hala aynı kalırken, borcu üstlenen kişinin bu kişiyi borcundan kurtarma amacı vardır. Borcun iç üstlenilmesi sadece borçlu ile üstlenen arasında kurulacak bir sözleşme ile nihayete erebilir. Borçlunun niteliği değişmediği için alacaklının konuyla ilgili rızasının alınması gerekmez. Alacaklı, borcun iç üstlenilmesi sözleşmesine rıza göstermese bile iç üstlenilme sözleşmesi borçluyu ilgilendiren bir sözleşmedir.

Ayrıca borcun devri, karşılıksız olarak yapılıyorsa, yani borcu üstlenen kişi bu üstlenmenin karşılığında hiçbir şey beklemiyor ve tamamen karşılıksız olarak böyle bir yükümün altına giriyorsa, bu işlem mahiyeti itibariyle bir bağışlama sözleşmesi sayılır. Bağışlama sözleşmeleri ise, kural olarak yazılı olarak kurulmak zorundadır. Yani, iç üstlenme sözleşmesi karşılıksız olarak kuruluyorsa, yazılı olarak kurulmak zorundadır

2.Borcun Dış Üstlenilmesi

Borcun dış üstlenilmesi sözleşmesi, iç üstlenme sözleşmesinin aksine, doğrudan mevcut borç ilişkisindeki alacaklı ile borcu üstlenecek kişi arasında yapılır. Bu sözleşmenin geçerli olması için borçlunun rızası aranmaz. Bu sözleşmenin sonucunda, borcu üstlenen üçüncü kişi, borçlunun ödemekle mükellef olduğu tüm borçları ödemek sorumluluğu altına girer. Böylelikle mevcut borçlu borcundan kurtulmuş olur. Yani borcu üstlenen kişi artık yeni borçludur.

Önemle belirtmemiz gerekir ki borcu üstlenen kimse, önceki borçlunun sahip olduğu tüm savunma haklarına da sahip olur. Savunma hakkı kavramından kastedilen, eski borçlunun mahkeme önünde ileri sürebileceği (varsa) savunma vasıtalarının, yeni borçlu için de geçerli olduğudur. Örneğin: borcunu devreden borçlu, gerçekte borcunu ödemiş olduğunu öne sürerek, artık borçlu olmadığını savunuyorsa, borcu devralan kişi de aynı savunmayı sürdürebilir.