Türk sorumluluk hukukunda, esas sorumluluk türü bireysel sorumluluktur. Yani bir kimse işlemiş olduğu bir haksız fiilden doğan zararı tek başına tazmin etmek zorundadır. Fakat bazı durumlarda, meydana gelmiş olan zarar, birden fazla sorumlunun eseri olabilir. Bu durumlarda, yine tek kişinin sorumluluğuna gitmekten ziyade farklı çözüm yolları türemiştir. Bu da Türk kanun koyucuya yeni bir sorumluluk türü oluşturması zorunluluğunu doğurmuştur: Müteselsil sorumluluk.

   Teselsül kelimesinden türemiş olan müteselsil kelimesi, kökenini Arapça ’dan alır. Dilimize tam anlamıyla çevrilmesi mümkün olmasa da, yaklaşık çevirisi şu şekilde olabilir: Zincirleme. Bazı hukuk eserlerinde “zincirleme sorumluluk” mefhumu ile açıklanmaya çalışılmış olan müteselsil sorumluluk, kaynağını 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’ndan alır. Bu nedenle aşağıda müteselsil ve müşterek sorumluluk türlerinin ne anlama geldiğini ve hukuki hükümlerini sade bir dille açıklarken, Türk Borçlar Kanunu’na sıkça göz atacak ve bazı atıflarda bulunacağız.

İçindekiler

  1. Zincirleme Bir Mesuliyet: Müteselsil Sorumluluk
  2. Müşterek Sorumluluk Nedir?

1.Zincirleme Bir Mesuliyet: Müteselsil Sorumluluk

Müteselsil sorumluluk, TBK madde 162’de düzenlenmiş olup, şu şekilde hükme bağlanmıştır: “Birden çok borçludan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olmayı kabul ettiğini bildirirse, müteselsil borçluluk doğar. Böyle bir bildirim yoksa müteselsil borçluluk ancak kanunda öngörülen hallerde doğar. Alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. Borçluların sorumluluğu, borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder.”
Bir borçtan, birden fazla kişinin sorumlu olması, müteselsil sorumluluk için yetmez; aynı zamanda, bu borçluların ayrı ayrı borcun tamamından sorumlu olması gerekir. Alacaklı, müteselsil sorumlulardan herhangi birine başvurarak borcunun tamamını ya da bir kısmını ödemesini isteyebilir. Örnekle açıklamak gerekirse: İnşa edilmekte olan bir binanın çatısında iş görmekte olan işçi, elinden kaçırıp bir tuğlayı aşağıdaki araçlardan birinin üzerine düşürmüştür. Araçta oluşan 60.000 TL zararın tazmini için araç sahibi, işçi, binanın maliki ve işçinin bağlı olduğu istihdam eden kişiye başvurabilir. Bu üç kişi, oluşan zarardan müteselsil sorumlu olur. Araç sahibi, oluşan 60.000 TL’lik zararın tamamını işçiden isteyebileceği gibi, 30.000 TL’sini işçiden, kalan 30.000 TL’sini ise bina malikinden isteyebilir. Yahut da her üç sorumludan da 20.000 TL ayrı ayrı ister. Bu noktada, kimden ne kadar tazminat ücreti isteyeceği, tamamıyla kendi seçimine bırakılmıştır. Eğer, müteselsil sorumlulardan biri, alacaklının talebi üzerine, ödemesi gerekenden daha fazla bir ücret ödediğini düşünüyorsa, diğer müteselsil sorumlulara karşı bir yeni bir alacak davası açabilir.

2.Müşterek Sorumluluk Nedir?

Müteselsil sorumluluğun, bir borcun tamamından, birden fazla borçlunun ayrı ayrı sorumlu olduğunu söylemiştik. Müşterek sorumluluk ise, müteselsil sorumluluğa benzemekle birlikte, uygulamada biraz daha farklıdır. Buna göre, müşterek sorumlulukta, birden fazla borçlu borcun tamamından değil, belirli bir payından sorumlu olmaktadırlar. Örneğin: 120.000 TL tutarında bir borcun, toplamda 3 borçlusunun olduğunu düşününüz. Bu durumda, eğer taraflar arasında müşterek sorumluluk olacağı önceden kararlaştırılmışsa ya da durum bunu gerektiriyorsa, her biri borcun 40.000 TL’lik kısmından sorumludur. Borçlulardan her biri, öteki borçluların borcundan mücerrettir. Yani, hiçbir borçlu, kendi üzerine düşen sorumluluktan fazlasını ödemez. Alacaklı da bu yönde bir istemde bulunamaz. Müteselsil sorumlulukta ise, alacaklı istediği borçludan istediği miktarı talep edebiliyordu. Anlaşıldığı üzere, müteselsil ve müşterek sorumluluk türleri arasındaki en önemli fark, alacaklının isteminin boyutunda toplanmaktadır.