15 Eyl

Mülkiyeti Saklı Tutma Kaydı Ya Da Mülkiyeti Saklı Tutma Sözleşmesi Nedir? (Mülkiyeti Muhafaza Kaydı)

HUKUK, YÖNETMELİK

MÜLKİYETİ SAKLI TUTMA KAYDI YA DA MÜLKİYETİ SAKLI TUTMA SÖZLEŞMESİ NEDİR? (MÜLKİYETİ MUHAFAZA KAYDI)

Mülkiyeti saklı tutma sözleşmesi, genellikle ayrı bir sözleşme olarak kurulmaz. Örneğin: Kurulmuş bir satış sözleşmesinin herhangi bir hükmü olarak sözleşmede yer alır. Buna, mülkiyeti muhafaza kaydı ya da mülkiyeti saklı tutma kaydı adını veriyoruz. Genellikle bu şekilde karşımıza çıkan mülkiyeti saklı tutma sözleşmesi, ana sözleşmeden ayrı ve bağımsız olarak ve fakat ana sözleşme ile kurulan hukuki ilişkiyi doğrudan doğruya etkileyecek biçimde de kurulabilir.
Mülkiyeti muhafaza kaydının hükmü ve anlamı, özetle ifade edilmesi gerekirse şudur: Genellikle bir satış sözleşmesi hakkında kurulur. Satıcı, satış konusu malı alıcıya TESLİM EDER. Fakat teslim gerçekleşmesine rağmen, MÜLKİYET HALEN SATICIYA ait kalır. Alıcı, teslim aldığı şeyi kullanır, hukuki bir ifadeyle, malın zilyedidir. Fakat malın maliki, satıcıdır. Malın mülkiyetinin alıcıya geçişi, alıcının satış bedelinin tamamını satıcıya ödemesiyle birlikte olur. Buradan çıkarılacak anlam şudur ki mülkiyeti muhafaza kaydının işlevi, alıcı satış bedelinin tamamını satıcıya ödeyene kadar, malın mülkiyeti satıcıda kalır. Malın mülkiyeti, zilyetliği alıcıda olmasına rağmen satıcıda kalır. Burada, daha açık bir anlatım için “zilyet” ifadesini de açıklamak gerekir. Zilyet, malın o anki fiili hakimi demektir. Yani, malı fiziksel olarak egemenliğinde bulunduran kişi, malın zilyedidir. Takdir edilecektir ki malın zilyedi, maliki (mülkiyet hakkının sahibi) olmayabilir. İşte mülkiyeti muhafaza kaydı da böyle bir durum yaratmaktadır.
Kural olarak, bütün taşınırlar hakkında mülkiyeti muhafaza sözleşmesi kurulabilmektedir. Fakat bir taşınır hakkında mülkiyeti muhafaza kaydı bulunsa bile o kaydın geçerli olması, mülkiyeti muhafaza sözleşmesinin RESMİ ŞEKİLDE kurulmuş olmasına bağlıdır. Mülkiyeti muhafaza sözleşmesi, ancak noterde kurulursa geçerli olabilir. Keza eğer hakkında mülkiyeti muhafaza kaydı bulunan malın, kendine özgü bir sicili varsa (mesela otomobillerin kendilerine özgü bir trafik sicilleri vardır), mülkiyeti muhafaza kaydının o sicile tescil edilmesi bir zorunluluktur. Tescil yoksa mülkiyeti muhafaza kaydı da yoktur.

İNŞAAT HESABINI ÜCRETSİZ OLARAK DENEMEK İSTER MİSİNİZ?

Buradaki kritik soru şudur: Taşınmazlar hakkında gerçekleştirilen taşınmaz satış sözleşmelerinde yahut da tapu devirlerinde, mülkiyeti muhafaza kaydıyla satış yapılabilir mi? Bu soruya verilecek yanıt, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 243. Maddesinde açıkça verilmiştir: HAYIR. Taşınmazlar hakkında mülkiyeti muhafaza kaydı ile satış yapılamaz, zira bir taşınmazın mülkiyeti zaten tapu siciline yapılacak tescil ile derhal geçer. Bu nedenle, taşınmazlar hakkında mülkiyeti muhafaza kaydı konamaz. Durum bu olmasına rağmen, Yargıtay’ın bazı kararlarında bunun aksine ibareler barındırıldığına da rastlanmıştır. Örneğin: 21 HD. 2005/11333 E. 2005/11602 K.
Mülkiyeti muhafaza kayıtlı satışlara, genellikle otomobil satışlarında rastlıyoruz. Eğer otomobil satışı sırasında, satış sözleşmesinde bir mülkiyeti muhafaza kaydı varsa ya da ayrıca bir mülkiyeti muhafaza sözleşmesi yapılmış ve bu husus notere onaylatılmış (ve trafik siciline işlenmişse) satışa konu otomobiller; alıcı, satış bedelinin tümünü zamanında ve usulüne uygun olarak satıcıya ödemeksizin alıcısının mülkiyetine geçmemektedir. Eğer satış bedeli ödenmezse, satıcı ya sözleşmeden döner ya da paranın ödenmesini icraya koyar. Sözleşmeden dönerse, tarafların o zamana değin, akdedilmiş olan satış sözleşmesi nedeniyle birbirlerine verdikleri tüm malvarlığı değerleri “iade edilmesi gereken” hale gelir.

Mülkiyet Kavramı Ve… 15/09/2019 Mülkiyet Hakkının … 16/09/2019