İNŞAAT İŞLERİNDEN DOĞAN ZARARLAR BAKIMINDAN DOĞACAK MADDİ TAZMİNATIN KAPSAMI – III

1.Yaralanma Halinde Talep Edilebilecek Maddi Zararın Kapsamı

Yazımızın ana konusunu oluşturan inşaat hukukundan ve inşaat işlerinden doğan faaliyetler sebebiyle meydana gelebilecek olan yaralanmalar, kişinin maddi anlamda bir zarara uğramasına ve ekonomik geleceğinin sarsılmasına yol açmaktadır. Bu sebeple zarara uğrayanlar aşağıda kısaca özetleyeceğimiz kalemdeki giderlerini, talep edecekleri maddi tazminatın içine sokabilmektedirler. Bu arada, konuyla ilgili bağlayıcı hükümleri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 54. ve devamındaki maddeler ihdas etmiştir. Kanunun bu hükümlerine dayanarak ve bu hükümleri yorumlayarak yazdığımız bu yazıyı okumadan önce, kanunun ilgili hükmünü okuyunuz.:
“Bedensel zararlar özellikle şunlardır:

1. Tedavi giderleri.
2. Kazanç kaybı.
3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.
4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar.”

Şimdi, yukarıdaki hükmü örneklerle izah edelim:
1) Tedavi Giderleri: Zarara uğrayan, zarar verici fiil nedeniyle uğramış olduğu bedensel zararını herhangi bir tedavi kurumunda gidermişse, bu kuruma yaptığı tüm ödemeleri ve sair tüm masrafları bu kalemde talep edebilir.
2) Çalışma Gücünün Azalmasından Ya Da Yok Olmasından Doğan Zarar: Zarara uğrayan işçinin, zarar nedeniyle bir organı ya da uzvu zayıflamışsa (gözü çıkmışsa, kolu kopmuşsa, sakat kalmışsa, işi için gereken özel yeteneğini artık icra edemez hale gelmişse vs.) çalışma gücü azalmış ya da yok olmuş sayılır. Bu durumlarda açılacak maddi tazminat davalarında, bilirkişi heyetinin yapacağı saptama dava dilekçesinde delil olarak gösterilmek suretiyle bir ödeme yapılması istenir. Bu ödemede, zarar uğrayan kişinin, kalan çalışma hayatı için muhtemel olarak çalışacağı süre, yaşı, cinsiyeti, yaptığı işin türü gibi kıstaslar esas alınarak bir TAHMİNİ ZARAR belirlenir. Belirlenen bu miktara göre bir tazminata hükmedilir. Örneğin: Aylık 5.000 TL kazanan bir duvar ustasının, duvar işlemesi yaptığı elinin iki parmağının işverenin inşaattaki bir kusuru sebebiyle koptuğunu varsayınız. Bu durumda, aylık kazancının artık en çok 3.000 TL olabileceğini ve kalan çalışma hayatının da (SGK verilerine göre saptanır) 10 yıl olduğunu düşününüz. Burada, çalışma gücünün kaybı nedeniyle her ay 2.000 TL civarında bir gelir kaybı vardır. O nedenle, (12*2.000)*10 şeklindeki bir hesap ile işçiye ödenmesi gereken maddi tazminat miktarı, eğer yargıç tarafından takdiri bir indirim yapılmazsa 240.000 TL olacaktır.

3) Ekonomik Geleceğin Sarsılmasından Doğan Zarar: Zarara uğrayan işçi, uğramış olduğu zarar nedeniyle ekonomik geleceğinin sarsıldığını kanıtlarsa, bu sarsılma dolayısı ile de bir tazminat kalemi talep edebilir. Mesela, bir işçinin, uğramış olduğu zarar nedeniyle kompresör kullanamayacağını düşününüz. Kompresör kullanamayacak olan işçi, bu sebeple ekonomik geleceğinin sarsılacağını kanıtlayarak, açacağı davada bilirkişi deliline dayanmak suretiyle bir tazminat isteyebilir.
4) Yoksun Kalınan Kazanç: İşçi, uğramış olduğu zararın giderilmesi için beklerken (örneğin tedavi süreci sürerken) kazanamadığı tutarların da ödenmesini isteyebileceği gibi, bu tutara faiz yürütülmesini de isteyebilir. Mesela, işçinin tedavisi 2 yıl sürmüş ve bu zaman içinde kazanması gereken parayı kazanamamıştır. Bu para, yaklaşık olarak hesaplanır ve davalıya yükletilir. Davalı, uygulamada genellikle işveren durumundaki müteahhit olmaktadır. İşçilerin uğrayacağı bedensel zararlarda işverenin kusuru varsa, yani haksız fiil sorumluluğunun (kusur sorumluluğu) şartları oluşmuşsa, işçiler bu tazminata da hak kazanmaktadırlar. Bu nedenlerle, işverenlerin iş güvenliği mevzuatından doğan tüm sorumluluklarına özenle riayet etmeleri büyük bir gerekliliktir. Takdir edilecektir ki meydana gelen zarar bakımından işverenin kusursuz olduğu ve kusurun tamamının ya da önemli bir bölümünün işçiye ait olduğu ispatlanırsa, işverenin ödemesi gereken tazminat miktarında ya indirime gidilir ya da hiç tazminata hükmedilmez.

 

2. Ölüm Halinde, Geride Kalanların İsteyeceği Tazminatlar

Konuya giriş yapmadan önce, bağlayıcı kanun hükmüne yer vermek ve daha sonrasında ise kanun hükmünü açıklamak/yorumlamak gerekir:
“Ölüm halinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır:

1. Cenaze giderleri.
2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.
3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.”
İnşaat faaliyetleri sırasında, işverene yükletilebilecek bir ihmalkârlık veya özensizlik sebebiyle ya da kanunun cevaz verdiği herhangi bir neden ile işverenin sorumlu tutulduğu hallerde, ÖLÜM ile sonuçlanan vakıadan sonra geride kalanlar, sorumlu kişiden (örneğin müteahhitten yahut da ilgili teknik elemandan) şu giderlerini talep edebilir:

 

1) Cenaze Giderleri: Ölen işçinin, geride bıraktığı ailesi tarafından cenazesinin kaldırılması gerekir. Cenazenin kaldırılması ise, sadece olağan gömme işlemlerinden ibaret kabul edilmez. Cenazenin kaldırılmasına ilişkin her türlü masraf, bu kaleme dahil edilir. Örneğin: Cenazenin taşınma masrafı, morgda tutulma masrafı, cenaze sebebiyle ödeme yapılması gereken kurumlara ödenen masraflar gibi.
2) Tedavi Giderleri: Ölüm vakıası hemen vuku bulmamış olabilir. Yani ölüm ile neticelenen süreçte, zarara uğrayan kişi bir süre hastanede yatmış olabilir. Bu süreçte, hastaneye gidiş geliş masrafları, hastanede yatma masrafları ve sair tüm tedavi masrafları, ölümün gerçekleşmesi anına kadar, ölenin geride bıraktığı kişilerce ödenen tüm tedavi masrafları bu kaleme dahildir.
3) Destekten Yoksun Kalma Tazminatı: Ölenin ölümünün ardından, geride bıraktığı kişiler, meydana gelen ölüm hadisesi sebebiyle DESTEKSİZ kalmışlarsa, “destekten yoksun kalma tazminatı” dediğimiz bu tazminatı talep edebilirler. Bu, ölenin sağlığında DESTEK olduğu kişileri kapsayan, dar alanlı bir tazminat türü olup, “destek” kavramının içerisine kimlerin dahil olacağı tartışmalıdır. Baştan belirtelim ki destek kavramına dahil olan kişi, ölenin mirasçısı olmak zorunda değildir. Ölenin mirasçısı olmayan ve fakat “destekten mahrum kalan” kişi bu tazminatı isteyebilir. Örneğin: Babasının ölümü ile desteksiz kalan çocuklar, yahut da eşinin ölümü ile desteksiz kalan kadın bu tazminatı istemeye hak sahibi olanlardır. Fakat ölenin ölümü nedeniyle CİDDİ anlamda bir “desteksizlik” hali söz konusu olmalıdır. Örneğin: Ölenin geride bıraktığı 25 yaşındaki oğlu (artık reşit olduğundan ve çalışmasına engel bir durum bulunmadığından, hayatın olağan akışı gereği) destekten yoksun kalma tazminatını talep edemeyecektir. Keza ölen oğlunun kendisine ara sıra ekonomik anlamda yardımcı olduğu gerekçesiyle, 55 yaşındaki bir baba, gerçek anlamda bir destekten yoksun kalmamış olduğundan, bu tazminatı istemeye hak kazanamaz.