07 Eyl

İnşaat Hukukunda Adam Çalıştıranın (İstihdam Edenin) Sorumluluğu

HUKUK, YÖNETMELİK

İNŞAAT HUKUKUNDA ADAM ÇALIŞTIRANIN (İSTİHDAM EDENİN) SORUMLULUĞU

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 66. Maddesinde, “adam çalıştıranın sorumluluğu” başlıklı bir kusursuz sorumluluk hali düzenlenmiştir. Bunun ne olduğunu ve inşaat hukuku ile olan bağlantısını ayrıntılarıyla açıklamadan önce, “kusursuz sorumluluk” mefhumunun ne anlama geldiğini açıklamamız gerekir.
Bilindiği gibi, Türk sorumluluk hukukunda asıl olan, KUSURLU OLANIN kusuruyla neden olduğu zararı yine kendisinin tazmin etmesidir. Mantıklı ve adil olan da budur. Kusurlu olan, kusuruyla neden olduğu zararın giderilmesinde elbette başrolü oynamalıdır. Fakat meşhur hukuk profesörü Mustafa TİFTİK’in söylemiyle, “istisnalar, kaideyi güçlendirici unsurlardır.” Bir hukuk kuralı, kendi içerisinde ne kadar istisna barındırırsa, o hukuk kuralının icrasını sağlamak da o denli kolaylaşır. Yukarıda açıkladığımız sorumluluk türü, “kusur sorumluluğu” olarak ifade edilir. Fakat bazı durumlarda adaletin tesisi, salt kusur sorumluluğu ile sağlanamaz. Bazen, kusursuz dahi olsa sorumlu tutulması gereken kimseler ortaya çıkabilir. İşte bu durumlar, kanunda SINIRLI olarak sayılmış ve sayılan haller dışında bir kusursuz sorumluluk türüne kapı aralanmamıştır. Bu yazının konusunu oluşturan “adam çalıştıranın sorumluluğu” da kanunda sayılmış bir kusursuz sorumluluk hali olup, istisnai bir sorumluluk türü olarak kabul edilir. Aşağıdaki paragraflarda, istihdam edenin (adam çalıştıranın) sorumluluğunu ele alacağız.
Bir Kusursuz Sorumluluk Türü: Adam Çalıştıranın (İstihdam Edenin) Sorumluluğu
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 66. maddesi ve devamında düzenlenmiş olan bu sorumluluk türü, kanunda şu şekilde lafza dökülmüştür:
“Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse, sorumlu olmaz.
Bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran, ödediği tazminat için, zarar veren çalışana, ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu hakkına sahiptir.”

İNŞAAT HESABINI ÜCRETSİZ OLARAK DENEMEK İSTER MİSİNİZ?

Yukarıdaki hükümden anlaşılması gereken şey şudur: Herhangi bir işletmede, örneğin bir İNŞAATTA “istihdam eden” sıfatıyla bir işçi çalıştıran kişi, işçinin işini görmekte olduğu sırada BAŞKALARINA verdiği maddi zararlardan sorumlu olur. Bunun inşaat hukukundaki yansıması şu şekilde cereyan eder: Bir şantiyede, işler tüm hızı ve olağanlığıyla sürerken, işçilerden biri, kendi kusuruyla, örneğin şantiyenin önünden geçmekte olan birinin başına bir tuğla düşürmüş ve kişinin ölümüne yahut yaralanmasına sebep olmuşsa, zarara uğrayan mağdur, hakkını isterse işçiye karşı tazminat davası açmak yoluyla, isterse de adam çalıştıranın sorumluluğuna başvurmak yoluyla arar. Buna, müteselsil sorumluluk diyoruz.

Yukarıda yazılanların ışığında söylenebilir ki, inşaatın sürmesi esnasında işçilerin üçüncü kişilere verdikleri cismani zararlar, işçiye karşı dava açılmakla tazmin ettirilebileceği gibi, pekâlâ o işçiyi istihdam eden müteahhide de tazmin ettirilebilir.
İstihdam edenin, sözünü ettiğimiz bu sorumluluktan kurtulmasının tek yolu, işçiyi seçerken işinin ehli olup olmadığı konusunda özenli bir seçim yaptığını ve işçiye verilen talimatların tamamıyla doğru olduğunu, aynı şekilde işçinin sürekli olarak denetlendiğini, bunların tümünün doğru bir şekilde yapılmasına rağmen yine de zararın işçinin şahsi kusuru nedeniyle oluştuğunu ispat etmesidir.

İmar Barışı Nedir? 07/09/2019 İnşaat Hukukunda Eser Sözle… 07/09/2019