06 Eyl

Hukuki – Fiili Kamulaştırmasız El Atma Ayrımı

HUKUK, YÖNETMELİK

HUKUKİ – FİİLİ KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMA AYRIMI

Kamulaştırmasız el atma kurumunun değerlendirilmesi yargı kararlarına ve kanun hükümlerine yansımaya başladığı günden beri birçok değişikliğe uğramıştır. Kamulaştırmasız el atmanın hukuken ele alınmasındaki bu karmaşa daha sonra doktrini de etkilemiştir.
Fiili el atma, kamulaştırmasız el atmada idare tarafından kamulaştırma esas ve usullerine uyulmadan özel mülkiyetteki taşınmaza mülkiyet sahibinin rızası dışında fiilen el atılması ve mülkiyet hakkının fiilen kısıtlanmasıdır. Fiili el atma kamulaştırmasız el atmanın tipik şeklidir. Yani genel olarak kamulaştırmasız el atma özel mülkiyetteki taşınmaza izinsiz yapı yapma, işgal etme gibi fiilen mülkiyet sahibinin kullanımını kısıtlayıcı bir şekilde gerçekleşir. Fiili el atma- hukuki el atma ayrımı Yargıtay kararlarıyla oluşmuştur. Yargıtay’ın 16.05.1956 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararında kamulaştırma yapılmadan yola çevrilen taşınmaz için mülkiyet sahibinin hakları sayılmıştır. Kamulaştırmasız el atma ilk defa bu karara konu olduktan sonra yine Yargıtay’ın 15.12.2010 tarihli bir kararına kadar kamulaştırmasız el atmada özel mülkiyetteki taşınmaza fiilen el atılmış olması şartı yerleşik bir içtihat olarak kalmaya devam etmiştir.
Yargıtay’ın kamulaştırmasız el atma için fiilen el atılmış olmayı aradığı bir kararında özet olarak; “Kamulaştırma yetkisine sahip bir idare, Anayasa ve yasalara uygun bir işlem oluşturmaksızın, bir kimsenin taşınmaz malına el koyar ve onun üzerinde bir tesis veya bina yapar yahut o taşınmaz malı bir hizmete tahsis ederek mal sahibinin taşınmazı dilediği gibi kullanma hakkına karşı herhangi bir girişimde bulunursa, idare taşınmaz mala kamulaştırmasız el koymuş olur. İdarece sahiplenmek amacıyla ve devamlı olarak fiilen el atılma olmadıkça kamulaştırmasız el atmadan söz edilemez. Fiilen el atma olmadıkça taşınmazın imar planında yeşil alan, oyun alanı, park vs. olarak gösterilmesi kamulaştırmasız el atma sayılamaz. Kamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi için taşınmaza idarece fiilen el atılması ve mal sahibinin tasarrufunun engellenmiş olması gerekir.” denilmektedir.(1)
Görüldüğü gibi bu kararda kamulaştırmasız el atma bakımından fiili olarak el atma şart koşulmuş ve ne şekilde fiili el atma olabileceği örnek olarak sayılmıştır. Buna göre özel mülkiyetteki taşınmaz üzerine tesis veya bina yapma, mal sahibinin taşınmazı dilediği gibi kullanmasını engelleyecek şekilde taşınmazı kamu hizmetine fiilen tahsis etmek fiili el atma sayılacaktır. Fiili bir müdahale ve tahsis olmadığı sürece taşınmazın imar planlarında farklı hukuki durumlarda gösterilmesi kamulaştırmasız el atmayı meydana getirmeyecektir.

İNŞAAT HESABINI ÜCRETSİZ OLARAK DENEMEK İSTER MİSİNİZ?

Nihayet 15.12.2010’a gelindiğinde Yargıtay yerleşik içtihadını değiştirmiş ve hukuki el atmaların da kamulaştırmasız el atma sayılmasıyla birlikte kamulaştırmasız el atmada yeni bir dönem olarak ifade edilen uygulamaya geçilmiştir. Böylelikle, “hukuki el atma” denilen, hukuka uygun bir kamulaştırmasız el atma türü ihdas edilmiş olmaktadır.
İmar Kanununun 18. maddesine göre belediyeler, imar sınırı içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri, mülkiyet sahipleri veya diğer hak sahiplerinin rızası aranmaksızın birbirleri ile yol fazlaları ile kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada ve parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re’sen tescil işlemlerini yaptırmaya yetkilidir. Görüldüğü gibi arsa ve arazi düzenlemesi kapsamında belediyeler ve valilikler arsa ve arazi düzenlemesi yaptıkları yerlerde taşınmazın yüzde kırkına kadar olan kısmına kamulaştırma yapmaksızın düzenleme ortaklık payı yoluyla el atabileceklerdir.
Belirtmek gerekir ki 16.10.2016 tarihli Kanun Hükmünde Kararname ile HUKUKİ KAMULAŞTIRMASIZ ELATMALARA ilişkin iptal davalarının, 27.10.2021 tarihine kadar açılması imkan dahilinden çıkarılmıştır.
Fiili kamulaştırmasız el atmalar, hukuka aykırı bir haksız fiil olarak kabul edilmekle beraber, ADLİ YARGIDA (Asliye Hukuk Mahkemesinde) müdahalenin meni davası açılmak suretiyle görülür. Bu dava bir mülkiyet koruma davası olduğundan, herhangi bir zamanaşımı süresine tabi tutulmaz.

(1)YİBK, E. 1954/1, K. 1956/7, K.T. 16.05.1956, http://www.kazanci.com. YİBK, E. 1956/1, K. 1956/6, K.T. 16.05.1956, http://www.kazanci.com

Haksız İşgal Tazmi… 06/09/2019 İbranamenin Esası V… 06/09/2019