Tüfe: Tüketici fiyat endeksi
Üfe: Üretici fiyat endeksi
Enflasyon 2 farklı endeksle hesaplanır: (1) Üretici fiyatları aşamasında derlenen fiyatlarla hesaplanan endekse ÜFE, (2) Tüketiciye nihai satış aşamasında derlenen fiyatlar üzerinden hesaplanan endekse TÜFE denir.
Örnek hesaplama: 2011 yılının Aralık ayında TÜFE endeksi 200,85 olarak, 2012 yılının Ocak ayında ise 201,98 olarak hesaplanmıştır. Buna göre 2012 yılı Ocak ayında tüketici enflasyonu bir önceki aya göre ((201,98 – 200,85) / 200,85 x 100 =)) yüzde 0,56 artmış olmaktadır. 2011 yılının Ocak ayında TÜFE endeksi 182,60 idi. Buna göre 2012 Ocak ayında yıllık TÜFE artışı ((201,98 – 182,60) / 182,60 x 100 = )) yüzde 10,61 olarak gerçekleşmiştir.
Ev kiralarken yapılan kontratta yıllık artış için enflasyon kelimesi kullanılmışsa, tüfe denen yüzde kira artışını belirler. Örneğin: Kiramız 1 senedir 600 TL olsun, yıl sonunda yıllık tüfe: %10 ise kira 660 TL olur.
Gayet manuel bir şekilde hesaplanan enflasyon göstergesi. Bakın nasıl hesaplanıyormuş:
“Tüfe’yi hesaplarken ilk olarak, Türkiye’nin genelini temsil eden bir örnek kitlenin bir yıl içinde hangi mal ve hizmete (gıda, tütün, giyim, ayakkabı, konut, kira, sağlık ,ulaştırma, eğitim, eğlence vs.) ne kadar para harcadığı hesaplanır. Ayrıca her mal ve hizmetin toplam içindeki ağırlıkları belirlenir (ağırlık tablosu aşağıda).
Yılın her ayının belirli günlerinde ve belirli alışveriş merkezlerinden alınan mal ve hizmet fiyatlarındaki değişim, belirli ağırlıklara göre ölçülür.
Örneğin: 2002 yılında geliri 1000 TL ürün ve hizmet satın alan bir kişi aynı ürün ve hizmet grubunu bir sonraki sene 1090,47 TL’ye alıyor olacaktır. Gelirinin sabit kalması durumunda bu kişinin satın alma gücü azalmış olur. Bu sebeple TÜFE’nin yüksek olduğu durumlarda gelir artışlarının da aynı oranda yüksek olması beklenir.
Hayat pahalılığıyla enflasyon farklı şeylerdir, şöyle ki: Newyork’ta enflasyon %1 olsun. Türkiye’de ise %10 olsun. Bu durumda Türkiyedeki fiyatların daha hızlı bir şekilde arttığını söyleyebiliriz ama Türkiyede yaşam daha pahalıdır diyemeyiz. Newyork’ta yaşam daha pahalı ama fiyatlar neredeyse sabitlenmiş, Türkiyedeki fiyatlar NY’a göre ucuz ama fiyatlar hızlı bir şekilde artıyor.
Örnek: Ocak 2005 döneminde aylık 1000 TL gelire sahip olan bireyin satın alma gücü Nisan 2008 dönemine kadar (Nisan ayı hariç) %27.38 ( 7.47 – .55 + 9.29 + 8.12 + .80 + 1.29 + .96 ) oranında azalmıştır. Böylece Ocak 2005 yılında aylık 1000 TL gelire sahip olan bireyin Nisan 2008’deki reel geliri 726.2 (1000 – 273.8) TL’dir. Birey, Nisan 2008 döneminde 1000 TL gelire sahip olsa bile bu onun nominal (göstermelik) geliri olacaktır. Ocak 2005 döneminin hesaplamaya katılmamasının sebebi (hesaplamada -.55 yazılmasının sebebi) ise bu dönemin temel dönem olarak kabul edilmesidir. Not: örnekteki değerler için tisk’e bakınız.
Üfe: İmalat (%70), tarım (%20), enerji ve tarım sektörlerinden oluşur.
Bizim arz ettiğimiz mal ve hizmetler şayet talep edilenden az olur ise bu fiyatların artmasına neden olacaktır buda talep enflasyonunun oluşmasına neden olur. Eğer halk arasında bu fiyatların dahada yükseleceği kanısı oluşursa bu seferde sunni olarak fiyatlar daha yüksek seviyelere çıkacaktır.

TÜFE ‘deki bu değişikler imalat sektöründeki girdilerin fiyatların artmasına bu da maliyetleri arttıracak malın fiyatının artmasına neden olacak sonrasında fiyatları artan mallar karşısında alım gücü düşen halkın talebi kısılacaktır.
ÜFE endekes’indeki bir artış bir kaç ay sonra TÜFE’ yede yansıyabilmektedir.

 

KİRA BEDELİNE UYGULANACAK ZAM VE TÜFE ORANI

Kira sözleşmesi, taraflar arasında özgürce akdedilen ve herhangi bir şekil şartına bağlı olmayan, sözlü olarak dahi geçerli olarak kurulabilen bir sözleşmedir. Her iki tarafa muhtelif borçlar yüklemekte olan bu sözleşme, gündelik yaşantımızda sıklıkla rastlaştığımız bir sözleşme türü olup, hükümlerinin iyi bilinmemesi bazen mağduriyet yaratabilmektedir. O sebeple, kira sözleşmesinin her iki tarafının da sahip olduğu hakları iyi bilmesi gerekmektedir.
Kira sözleşmesinin iki tarafı vardır: Kiraya veren ve kiracı. Kiraya veren ve kiracı, aralarında akdettikleri kira sözleşmesinin akabinde, sözleşmeden doğan birtakım yükümlülüklere yahut da borçlara tabi olurlar. “Borç” ifadesinden maksat, “yükümlülük”tür. Örneğin: Kiraya verenin en önemli borcu, kira sözleşmesinin konusunu oluşturan kiralanan şeyi, usulüne uygun olarak kiracıya teslim etmektir. Kiracı ise bunun karşılığında, kira sözleşmesinde kararlaştırılan kira bedelini ödemekle mükelleftir.

Kira Bedeli Serbestçe Kararlaştırılabilir Mi?
Bu konuda sıklıkla sorun yaşandığına tanıklık edilmektedir. Verilmesi gereken yanıt şudur: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’muzun 299. Maddesinde düzenlenmiş olan kira sözleşmesi, tarafların özgür iradelerine dayalı olarak kurulduğu için, kiraya veren ile kiracı, sözleşme kurulurken kira bedelini SERBESTÇE belirlerler. Sözleşmenin başında, kararlaştırılmış olan kira bedeli, tamamen tarafların özgür iradelerine bağlı olarak ucuz ya da pahalı olabilir. Bu konuda ne kanunda, ne de başka bir hukuki düzenlemede, kira bedelinin belirlenmesine ilişkin bir engel ya da kısıtlama yoktur.
Fakat yukarıda da belirttiğimiz gibi bu serbesti ancak SÖZLEŞMENİN KURULDUĞU SIRADA vardır. Sözleşme kurulduktan sonra, yani kira bedeli belirlendikten sonra, kiraya veren kira bedelinde KENDİ İRADESİNE GÖRE ZAM YAPAMAZ. Sözleşme kurulduktan sonra, adına “kira dönemi” dediğimiz her 1 yılın sonunda, kira bedelinde SINIRLI bir zamma gidilebilir.
Bu noktada şunun açıkça ifade edilmesi gerekir: Kira sözleşmesinin yürürlüğe girmesinden sonra kira bedelinde serbestçe zam yapılamaz. Yapılacak zamlar, KİRA DÖNEMİNİN SONUNDA yapılır ve bir önceki yılın TÜFE oranını geçemez.
Mesela, 2018 yılı için açıklanan TÜFE oranı %8 olsun. 2019 yılı için yapılacak zam oranı, en çok %8 olabilir. Eğer %8’den fazla bir zam yapılırsa, %8’i aşan kısım BUTLANDIR, geçersizdir. Bu durumlarda yaşanacak uyuşmazlıklar için kira tespit davası açılır. Konuyla ilgili aşağıdaki kanun hükmü, bu davaya dayanak teşkil eder:
“Tarafların yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmaları, bir önceki kira yılında (tüketici fiyat endeksindeki on iki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla geçerlidir. Bu kural, bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanır.

Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılmamışsa, kira bedeli, bir önceki kira yılının tüketici fiyat endeksindeki on iki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla hakim tarafından, kiralananın durumu göz önüne alınarak hakkaniyete göre belirlenir.”