29 Eyl

Deprem Açısından Binalardaki Eksikler Ve Hatalar

YÖNETMELİK

Özellikle İstanbul’daki binaların birçoğu için problem, bu binaların yeni 1998 Deprem Şartnamesi’nden önceki 1975 Şartnamesi’ne göre ve elle hesaplanmış olmalarıdır.
• 1975 Şartnamesi’nde İstanbul deprem bölgesi 2 iken şimdi 1’dir yani en kritik deprem bölgesi olarak değiştirilmiştir. Her iki şartname arasındaki farklar nedeniyle binaya etkiyen deprem yükü birçok eski bina için 2 kat oranında artmıştır. Şimdi önceki bölümden tekrar hatırlayalım:
o Mühendis en iyi ihtimalle %85 yaklaşıklıkla depremin etkisini tesbit edebiliyor, yani %15 hata payı olabilir.
o Bina hesaplarında güvenlik sınırı olarak olası yükler ortalama %50 oranında fazla alınır. Bu güvenlik oranı sayesinde %15-%20’lik bir hata payına karşı dahi %30 civarı bir güvenlik sınırı kalacaktır.
o Yeni şartnameye göre deprem yükünün %100 arttığını düşünürsek, proje mühendisi de hiç hata yapmamış olsa bile %50 güvenlik çıkarıldığında geriye en az %50’lik bir yük artımı söz konusu olabilir. Bunun anlamı şudur:
Binanız eski deprem şartnamesine göre projelendirme aşamasında “lineer-elastik” sınırlar içinde belli bir güvenlikle tasarlanmış. Yeni şartnameye göre en az %50 daha fazla deprem yükü gelecektir. Bu fazladan deprem yükü binanızın “nonlineer-plastik” davranışa girmesine neden olacaktır. %99 ihtimalle bina proje hesapları yapılırken bu davranış incelenmemiştir. Yani “nonlineer-plastik” davranış ile binada ne tür etkiler ve hasarlar olacağı incelenmemiştir. Büyük bir deprem anında binanıza ne olacağı artık tamamen şanstır. Bu şans, şu faktörlerden etkilenecektir:

Bina Projesinde önemli mühendislik kusurları bulunmaması:
• Yanda bina kesitinde gösterildiği gibi düşeyde kolonlar aynı hat üzerinde değilse, yani konsol bir kirişle üst kat kolonu dışarıya alınmışsa (Bunlara mühendislikte düşeyde düzensiz yapılar deriz). Yurdumuzda bir zamanlar sık görülen bir yaklaşımdı. Üst katlarda iç mekânı büyütmek üzere dışarıya doğru 1.5-2 metrelik çıkmalar çok sık görülür. Bunların bazılarında iç mekânda kolon ortalıkta görünmesin diye dış duvar içine almak üzere üst kat kolonu bu şekilde yerleştirilir.
• Bu tür yapılar özellikle Marmara Depremi gibi düşey etkisi önemli depremlerde ciddi hasarlar görebilir.
• Bina bir yatay yönde güçlü kirişlere sahipken diğer yönde zayıf kalmışsa
• Bina kolon aplikasyon sisteminde düzenleme hataları: Mesela 70 cmx30 cm’lik kolonlar kullanılıyor ama yandaki şekilde olduğu gibi tüm kolonlar bir aks doğrultusunda aynı yönde yerleştirilmiş. Bu durum o aks doğrultusunu deprem açısından güçlü kılarken diğer aks doğrultusunun zayıf kalmasına neden olabilir. Bu nedenle diğer doğrultu için bazı kolonların 90 derece döndürülmesi faydalı olacaktır.
• Bina planında düşey elemanlara bakıldığında kolonlar ve perdeler kullanılmış olabilir. Perdede aslında bir yönde boyu diğer yöne göre 5-7 kat daha büyük olan bir kolondur. Yani 170 cmx30 cm’lik bir kolona perde deriz. Ancak sadece bir aks doğrultusunda perde kullanmak ta iyi bir yöntem değildir. Her iki doğrultuda da perde sistemi olması daha doğrudur.
• Bazı durumlarda, arsa planı yüzünden bina planları dikdörtgen kesitli değil de daha çok yamuk bir kesitte projelendirilmek zorunda kalınabilir. Bu durumlarda bir kenarda kolonlar arası mesafe diğer uç kenardaki mesafeye göre oldukça artmış olabilir. Her iki uç kenarlardaki kolonların boyutları yandaki planda gösterildiği gibi aynı alınırsa; bu durumda bina taşıyıcı sisteminde bir düzensizlik oluşur ve deprem anında bina hiç te istenmeyen “burulma” kuvvetlerine maruz kalır.

İNŞAAT HESABINI ÜCRETSİZ OLARAK DENEMEK İSTER MİSİNİZ?

Bina taşıyıcı sistemini oluşturan kolon ve kiriş elemanlarının sünek davranış gösterecek şekilde tasarlanmış olmaları:
• Kolon-kiriş birleşim bölgelerinde etriyelerde sıklaştırma varsa, iyidir.
• Betonarmedeki donatı oranı: eleman kesitinde kullanılan donatı en az ve en fazla olmak üzere belli oranlarda ve belli kaidelere göre Binanın inşa edildiği zeminin analiz edilmiş ve zemin cinsine göre projelendirilmiş olması:
• Eskiden dere yatağı olan bir bölgede, zemin özellikle kumlu – killi ise; eğimli bir arazide sağlam (kayalık) zemin üzerinde değilse ve bu zemin özellikleri göze alınmadan bina projesi yapılmışsa deprem anında çok ciddi sorunlar olabilir.
• yerleştirilmiş olmalıdır. Buna göre eleman sünek veya kırılgan davranabilir.
• Yumuşak zemin üzerindeki bir binanın depremin kuvvetli anlarını hissetme (mühendislik deyişiyle dinamik modlara girme) ihtimali, kaya zemine göre çok daha fazladır.
• DİKKAT! Burada kumlu zeminde binalar deprem anında zarar görür demiyoruz. Sadece proje aşamasında bu durum göz önüne alınmayıp gerekli önlemler alınmamışsa sorunlar çıkacaktır. Doğru projelendirme yapılmış ise bir bina en zayıf zeminde dahi depremden hasar görmeyebilir.

Denetçi Belgesi 29/09/2019 Deprem Kuvveti Hesab… 29/09/2019