22 Eyl

Taşınmaz Satışlarında Mirasçıları Mirastan Mahrum Bırakmak İçin Başvurulan Muvazaalar

HUKUK, YÖNETMELİK

TAŞINMAZ SATIŞLARINDA MİRASÇILARI MİRASTAN MAHRUM BIRAKMAK İÇİN BAŞVURULAN MUVAZAALAR

Hukuk sistemimizde, “irade ile beyan arasında meydana gelen uyuşmazlıklar” başlığı altında değerlendirdiğimiz bir hukuki kurum vardır. Bu durumlar, hukuki işlemi yapan tarafın, işlemi gerçekleştirirken sahip olduğu gerçek arzusu ile, dış dünyaya yansıttığı irade açıklaması arasındaki zıtlıklar demektir. Buna, Türk hukuk öğretisinde; “MUVAZAA”, “latife beyanı” yahut da “zihni kayıt” şeklinde örnekler verilse de, yazımızın konusu muvazaa mefhumu ile ilgilidir.
Kural olarak, muvazaalı işlem geçersizdir. Fakat muvazaalı işlemin var olduğu ispat etmek son derece güç bir durumdur. O sebeple, muvazaalı işlemin unsurlarını bilmekte yarar vardır. Muvazaalı işlemin unsurlarını açıklamadan önce, kısaca ne olduğu açıklayalım. Muvazaa, iki taraflı bir hukuki işlemde, iki tarafın iradesi ile beyanları arasında İSTENEREK meydana getirilen bir uygunsuzluk halidir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 19. Maddesinde “Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.” denilerek, muvazaalı işlemlerin geçersiz olduğu açıklıkla ifade edilmiş olmaktadır. Bu noktada, üzerinde özenle durmamız gereken hususlardan biri de muvazaanın hukuki jargondan uzak tanımlamasıdır. Amiyane bir tabirle, muvazaanın asıl amacının şu olduğu söylenebilir: Muvazaa, iki taraf arasında bilerek ve istenerek, BAŞKALARINI KANDIRMAK maksadıyla kurulmuş gibi gösterilen hukuki işlemler için kullanılan bir tabirdir.
Mesela, miras bırakanın (muris) mirasçılarına hiç miras bırakmak istemediğini ve bunun için çareler aradığını düşününüz. Muris, kendisi öldükten sonra mirasçıları mirasına sahip olamasın diye malvarlığı değerlerini henüz hayattayken başkalarına BAĞIŞLAR gibi yapmış olsun. Halbuki bağış yapmamıştır. Satmıştır, parasını ise başka amaçlarla kullanmıştır. Kendisi öldükten sonra, aslında geride bıraktığı malvarlığı değerleri bağışlanmayıp satılmış olmasına rağmen bağışlanmış gibi gösterildiği için, mirasçılar murisin geride bıraktığı malvarlığı değerlerinden yararlanamayacaklardır. Muvazaayı gerçekleştiren muris ve bağışlamayı kabul etmiş gibi gözüken üçüncü kişi, aslında ortada bir bağış olmamasına rağmen, üçüncü kişileri sanki ortada bir bağışlama işlemi varmış gibi kandırmak ve bu sayede çeşitli menfaatler elde etmek amacıyla böyle bir hukuksuzluğa girişmişlerdir.

İNŞAAT HESABINI ÜCRETSİZ OLARAK DENEMEK İSTER MİSİNİZ?

Yukarıda da söz ettiğimiz gibi, MUVAZAALI İŞLEMLER GEÇERSİZDİR. Fakat asıl sorun, muvazaanın İSPAT EDİLMESİ sorunudur. Muvazaalı bir işleme maruz kalan kişi olduğunuzu düşününüz. Muvazaanın varlığından haberdar olmanız elbette hukuki mercilere muvazaanın varlığı konusunda ispat yapmanız için yeterli olmayacaktır. Bunun için, makul bir ispat vasıtası gerekecektir. Muvazaalı işlemlerin ispatının, fiziksel anlamda son derece zor olması nedeniyle, ispat hukukumuzda bunun için bir kolaylık getirilmiştir. Buna göre, MUVAZAALI İŞLEMLER TANIK DELİLİ İLE DE İSPATLANABİLİR. Yani, taraflar arasında muvazaa olduğunu iddia eden kişi, bunu yazılı delil ile ispatlamak zorunda olmaksızın, tanık deliline yahut da öteki delil türlerine dayanarak da ispatlayabilir.

Taşınmaz Satışlar… 22/09/2019 Taşınmaz Satışlar… 22/09/2019