İnşaat Hesabı

İş Sözleşmelerinde İşçinin Temel Borçları

   İş sözleşmelerinde, iki taraf bulunmaktadır: İşveren ve işçi. Bu iki taraf, aralarında bir iş akdi ya da genel hizmet sözleşmesi adıyla adlandırdığımız bir sözleşme oluştururlar. Bu sözleşmenin oluşturulmasıyla birlikte, aralarında hukukça korunan ve hukuksal bir sürecin ögesi haline gelen iş ilişkisi doğar. İşçi ile işveren arasında oluşan bu iş ilişkisinin kaynağı, elbette ki aralarında akdettikleri iş sözleşmesidir. Bu sözleşme, her iki tarafa da borç yükleyen bir hizmet sözleşmesidir. İşçinin temel borçları ana hatlarıyla şu şekildedir; iş görme, işin özenle yapılması, sadakat, teslim ve hesap verme ve düzenleme ve talimatlara uyma…

1.İşçinin İşverene Yükümlendiği Borçları

  • İşçi, sözleşme ile üzerine yüklenen iş görme fiilini, şahsen icra etmelidir. Yani, iş sözleşmesinin tarafı olan işçi, üzerine düşen işi bir başkasına gördüremez. Çünkü iş sözleşmelerinin karakterinde, işçinin kişiliğinin önem taşıması hususu yatmaktadır. Bir diğer söyleyişle, işçinin kişiliği ve şahsiyeti, iş sözleşmesinin kuruluşunda etkili olduğundan, işçi, üzerine düşen iş görme edimini bir başkasına gördüremez.
  • İşçi, işverenin zor durumda kaldığı zamanlarda, objektif olarak fazla mesai yapılmasını gerekli kılacak durumlarda, ücreti mukabilinde fazla mesai yapar. Fakat fazla mesai yaptığı zamanlarda, normal çalışma saatinin iki katı kadar ücret alır.
  • İşçi, gördüğü iş esnasında işverenin araç ve gereçlerine, işverene ait malzemelere sahip çıkmakla ve bunları korumakla yükümlüdür.
  • İşçi, işini dürüstlük kurallarına göre icra etmek zorundadır. Zamanında gelip zamanında çıkmak, işyerinde huzursuzluk yaratmamak, işini görmesi sırasında işin gerektirdiği disipline uygun davranmakla mükelleftir.
  • İşçi, işverene hizmet ettiği dönem için, bir başkası ile de iş sözleşmesi imzalayarak işverenine olan borcunu aksatamaz. Kendi işvereni ile hiçbir şekilde rekabete girişemez.
  • İşçi, işverenin talimatlarına uygun hareket etmek ve aralarındaki bağlılık ve hiyerarşi ilişkisine özen göstermek zorundadır.
  • İşçi, gördüğü iş hakkında işverene hesap verir.
  • İşçi, işi gördüğü sırada, gördüğü iş nedeniyle işverene ait olan eşyaları elinde bulunduruyorsa, bunları derhal işverene vermekle yükümlüdür. (mesela, işçiye, işverene ait bir para emanet edilmiş olabilir.)
işçinin temel borçları

2.İş Sözleşmelerinde İşçinin Fazla Mesai Borcu

İşçi ve işveren arasında, iş sözleşmesi adıyla andığımız bir sözleşme kurulduktan sonra, aralarında “iş ilişkisi” doğar. İş ilişkisi, her iki tarafa da belirli yükümlülükler yüklemektedir ve dayanağını iş sözleşmesinden almaktadır. İşçinin temel borçları olarak işverene karşı “işgörme edimini icra etmek” ve işverenin talimatlarına uygun hareket etmek borcuna sahip olurken; işveren ise bunun karşılığında işçiye bir “hizmet bedeli” ödemekle yükümlenir.
İşçinin, iş akdinin kurulmasıyla sırtına yüklenen bir diğer borç da, “fazla mesai” borcu dediğimiz borçtur.
Fazla Mesai Ne Zaman Yapılır?
Fazla mesai borcunun özüne inmeden önce, iş sözleşmesinin ne anlama geldiğini ifade etmemiz daha yararlı olabilir. 6098 sayılı kanunda, iş sözleşmesi ya da diğer adıyla genel hizmet sözleşmesi için şu şekilde bir tanımlama yapılmıştır: “Hizmet sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle işgörmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. İşçinin işverene bir hizmeti kısmi süreli olarak düzenli biçimde yerine getirmeyi üstlendiği sözleşmeler de hizmet sözleşmesidir.”
Yukarıda tanımını verdiğimiz iş sözleşmesi, işçi için belirli yükümlülükler doğurur. Bunlardan biri de, fazla mesai borcudur.

Fazla çalışma, ilgili kanunlarda belirlenen NORMAL ÇALIŞMA SÜRESİNİN ÜZERİNDE ve İŞÇİNİN RIZASIYLA yapılan çalışmadır. Ancak, öncelikle normal süreden daha fazla çalışmayı gerektiren zorunlu bir durumun hasıl olması gerekmektedir. Bu zorunluluğun doğmuş olması yeterli değildir. İşçinin de fazla mesai yapabilmek için uygun bir durumunun bulunması ve bundan kaçınması da dürüstlük ve özenli çalışma kurallarına aykırı düşecek olursa, işçi, karşılığı ödenmek kaydıyla fazla çalışmayı yerine getirmek zorundadır. İşçiye, fazla mesaide geçirilen her bir saat için, normal çalışma sırasında geçirilen bir saatin İKİ KATI FAZLASI ücret ödenmek zorundadır.
İşveren, fazla mesaiyi gerektirmeyecek bir durumda bulunmasına rağmen işçiyi fazla mesaiyle çalıştırırsa, bunun için bir tazminat ödemek yükümlülüğü altında kalabilir. Bu sebeple, fazla mesai borcunun doğması için, buna ilişkin bir ZORUNLULUK da doğmuş olması gerekir. Fakat zorunluluğun ne olduğunun tanımının yapılması mümkün değildir. Zira, hangi hallerin zorunluluk teşkil ettiği, olaydan olaya değişiklik gösterir. Olası bir yargılama sürecinde, hangi hallerin zorunluluk hali oluşturduğu, hakim tarafından takdir edilir. Bu hususta, hakimleri ikna etmek ve usulünce bir yol izlemek bakımından, taraf avukatlarına büyük iş düşmektedir.

×