06 Eyl

Haksız İnşaat 1

HUKUK, YÖNETMELİK

BAŞKASININ ARAZİSİNE YAPILAN İNŞAATLARIN (HAKSIZ İNŞAAT) HUKUKİ DURUMU – I

Türk hukukunda “taşınmaz hukuku” adıyla ayrı bir dal olmasa da adına “eşya hukuku” dediğimiz hukuk dalının asıl inceleme alanlarından biri de taşınmazlar olup, inceleme alanı da inşaat hukukunu yakından ilgilendirmektedir. Bu sebeple, “taşınmaz” ya da eski adıyla “gayrimenkul” tabirinin hukuksal anlamda ne demek olduğunu bilmek ve özenle açıklamak gerekir.
Taşınmazın ne olduğu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 703. Maddesinde açıklanmış ve taşınmazların neler olduğu da sıralanmıştır. Buna göre; araziler, bağımsız bölümler (işyeri, daire vs.) ve 30 yılı aşkın süreli/bağımsız irtifak hakları (Örneğin 50 yıllığına tesis edilmiş bir üst hakkı yahut da kaynak hakkı, özünde bir “hak” olmasına rağmen tapuya taşınmaz olarak kaydedilir) tapuya birer “taşınmaz” olarak kaydedilir.
Taşınmazlar, tıpkı taşınırlar gibi mülkiyet haklarına konu olabilen hukuki varlıklardır. Bilindiği gibi mülkiyet hakkı, kendi içerisinde birtakım dolaylı hakları da taşımakta olup, malike şu yetkileri de sağlar: Kullanma, Yararlanma ve Tüketme. Dolayısıyla, bir taşınmazın maliki için de, o taşınmaz üzerinde kullanma, yararlanma ve tüketme hakkının bulunduğu kabul edilmelidir. O halde, bir taşınmazın üzerindeki yapı için ne söylenmelidir?

İNŞAAT HESABINI ÜCRETSİZ OLARAK DENEMEK İSTER MİSİNİZ?

Bütünleyici Parça Kavramı ve Arazinin Üzerinde Yer Alan İnşaatlar ve Yapılar
İşte bu sorunun yanıtını vermeden önce, bütünleyici parça (mütemmim cüz) adıyla andığımız kavramın açıklanması gerektiğini düşünüyoruz. Türk eşya hukukunda, bir eşyaya bağlı olan, o eşyadan koparılmasının mümkün olmadığı parçalara bütünleyici parça denir. Bu parçalar, eşyadan ayrı bir varlığa sahip olmadığı için, eşyaya malik olan bu parçaya da malik olmuş sayılır. Örneğin, bir arazinin üzerindeki binalar, o arazi için bir bütünleyici parçadır. Yani, arazinin maliki, üzerindeki binaların da maliki sayılır. Bunun elbette istisnaları bulunur, aşağıdaki inceleme konumuz da bunun üzerine yoğunlaşacaktır. Fakat bilinmesi gereken şey şudur ki bir eşyanın ayrılmaz parçaları, o eşyadan ayrı bir varlığa ve ayrı bir mülkiyete tabi kılınamaz. Eşyanın kendisine sahip olan, eşyanın bütünleyici parçalarına da sahip olur. Bir başka örnek vermek gerekirse mesela yelkenle hareket eden bir geminin yelkenleri, geminin bütünleyici parçasıdır. Gemiye sahip olan, yelkenlere de sahip olur. Fakat motor gücü ile çalışan bir gemide yer alan yelkenler, o geminin bütünleyici parçası değildir. Dolayısıyla, taraflar aralarında “yelkenlerin geminin mülkiyetine dâhil olmadığı” yönünde bir sözleşme kurabilirler. Bilakis, aynı sözleşmeyi yelken gücü ile çalışan bir gemi için kararlaştıramazlar; zira yelken, o durumda artık bir mütemmim cüzdür.
O halde, bir arazinin üzerinde yer alan inşaat için yahut da o arazinin üzerinde yer alan bitirilmiş yapılar için ne söylenebilir? Denilebilir ki bir arazinin üzerindeki yapılar, arazinin bütünleyici parçası sayıldığından, arazinin sahibi o yapıların da maliki olur. Fakat taraflar buna ilişkin özel bir sözleşme yapmışlarsa, durum başkalaşır.
Yazımızın konusu, araziler üzerine yapılan HAKSIZ İNŞAATLAR olduğundan, taraflar arasında yapılmış bir sözleşmeden söz edilemeyecektir. Haksız inşaatlar bakımından, sonda söylenecek şey başta söylenecek olursa, bir başkasının arazisine dikilen haksız yapılar, arazinin maliki bakımından bütünleyici parça halini alacağından, arazi malikinin üç seçimlik hakkı gündeme gelecektir.

Genel Hizmet Sözleş… 06/09/2019 Haksız İnşaat 2 06/09/2019